Mülksüzler – Ursula K. Le Guin

Düşünceler baskı altına alarak yok edilemez. Onlar ancak dikkate alınmayarak yok edilebilir. Mülksüzler - Ursula K. Le Guin


36

Arka Kapak Yazısı

Romanım Mülksüzler, kendilerine Odocu diyen küçük bir dünya dolusu insanı anlatıyor. İsimlerini toplumlarının kurucusu olan Odo’dan alıyorlar; Odo romandaki olaylardan kuşaklarca önce yaşamış, bu yüzden olaylara katılmıyor, ya da yalnızca zımnen katılıyor, çünkü bütün olaylar aslında onunla başlamıştı.

Odoculuk anarşizmdir. Sağı solu bombalamak anlamında değil: kendine hangi saygıdeğer adı verirse versin bunun adı tedhişçiliktir. Aşırı sağın sosyal-Darwinist ekonomik özgürlükçülüğü de değil; düpedüz anarşizm: eski Taocu düşüncede öngörülen, Shelley ve Kropotkin’in, Goldmann ve Goodman’ın geliştirdiği biçimiyle. Anarşizmin baş hedefi, ister kapitalist isterse sosyalist olsun, otoriter devlettir; önde gelen ahlakî ve ilkesel teması ise işbirliğidir (dayanışma, karşılıklı yardım). Tüm siyasal kuramlar içinde en idealist olanı anarşizmdir; bu yüzden de bana en ilginç gelen kuramdır. – Ursula K. Le Guin

Kitap 1974 yılında yazılmış ve yazar gerçekten güzel bir distopik dünya yaratmış.Kitapta iki farklı gezegen anlatılıyor ; Anarres ve Urras. Bu iki gezegen de birbirinin uydusu. Urras’tan yıllar önce Anarres’e gelen Odocular burada kendilerine Urras’taki yaşamlarından çok farklı bir hayat kurmuşlar.

Anarres gezegeni anarşizmin ve sosyalizmin hayata geçtiği; her şey herkese yetecek kadar ve bu durumun olması zorunlu olduğu için, lüks yaşamın ya da aşırılığın olmadığı bir gezegen. Herkes eşit ve özgür.

Urras ise tam tersi olarak kapitalizmin hüküm sürdüğü bir gezegen, bizim şuan yaşadığımız dünyanın bir benzeri.

Bu iki gezegen arasında Shevek adında bir fizikçi ve onun insanı insan olduğu için seven idealleri var. İki gezegeni de Shevek’in gözünden tanıyoruz. Shevek’ in gözünden kapitalist sistem nasıl görünüyor ve bu ona ne kadar ters geliyor bunu öğreniyoruz. Ayrıca alt tabakada bulunan insanların fikirlerinin kendilerine değil de devlete ait bir mülk olduğunu öğrenmesi ve buna karşın da bu durumun değişmesi için bir direniş hareketinin başlatılmasını bu hareketin sonuçlarının nasıl olduğunu öğreniyoruz. Tabi söz konusu yazar kitabında çok zekice bir hareketle geriye dönüş sahnelerine yer vermiş. Böylece neler olduğunu tam olarak anlayabiliyoruz.

Bu kitabın en etkileyici kısmı ise bizim şuan yaşadığımız dünyanın gerçek yüzünü görmemiz ve kendimizi birşeylerin sahibi olduğumuzu ancak aslında bunun bir yalgı olduğunu ve birşeylerin kölesi olduğumuzu fark etmemiz.

Bu kitabı mutlaka okumanızı tavsiye ediyorum. Hayata bakış açınızı etkileyen mükemmel bir kitap.👍



Beğendin mi? Arkadaşlarınla paylaş!

36

Beğendin mi? Arkadaşlarınla paylaş!

Bayıldım Bayıldım
1
Bayıldım
Okunur Okunur
1
Okunur
Eh Eh
0
Eh
Kötü Kötü
0
Kötü
Pelinn

Usta Okuyucu

4 Yorum

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

  1. Merhaba paylaşım için teşekkürler. Kitabı okudum lakin yarıda bıraktım şöyle ki ya ben o dönem kitaba kendimi tam veremedim yada kitapta kopukluklar var baş karakter sevdiği kızdan uzun zaman önce ayrılıyor, dünyaya geliyor dünyada olup bitenler devam ederken birden baş karakter ile kızı evli buluyoruz

    1. Ben teşekkür ederim.😊 Sorunuza gelirsek: Anarres’ ta evlilik yok. Karı-koca kelimesi yerine “eş” kelimesi kullanılıyor
      Kadın tam anlamıyla özgür ve çocuklara ana-babadan kimin zamanı uygunsa o bakıyor. Bundan dolayı o şekilde anladığınızı ifade ediyor olabilirsiniz.🤔

Ne Paylaşmak İstersin?
Anket
Bir Anket oluştur
Kitap
Kitap incelemesi yaz
Liste
Klasik bir liste oluştur
Açık Liste
Kendi öğenizi gönderin ve en iyi sunum için oy verin