Kırmızı Pazartesi – Gabriel Garcia Marquez

Cinayeti engelleyebilecekken yapmayanların çoğu namus sorununun ancak facialara uğramış kişilerin erişebildiği kutsal alanlar olduğu bahanesiyle kendilerini avutmuşl


47

Bu romanda Gabriel García Márquez, çocukluğunu geçirdiği kasabada gerçekleşen bir namus cinayetini birebir görerek içine kendi yorumunu da ekleyip yazmıştır. Orijinal adı (İspanyolca) Cronica de Una Muerte Anunciada (Beyan edilen ölümün kronolojisi), Kırmızı Pazartesi olarak Türkçe’ye çevrildi.

Bence okuyan her insan okuyacağı bir kitaba konsantre olmalı ve okumalı, ama “Kızıl Pazartesi” kitabı biraz daha yoğunlaşmayı gerektiriyor. Konsantrasyon olmadan okunursa, örgü ve karakterlerde karışıklık yaşayabilirsiniz. Kitap sürükleyici, konu her zaman birinin ağzından anlatılıyor. Kısa bir süre “Kızıl Pazartesi” dir, ancak çok fazla içeriğe sahiptir.

Evet, bu bir namus cinayeti hikayesi, bir de öldürülen ve öldürülen bir hikaye var; bunlar açıkça ve iyi bilinir. Kitap içeriği hakkında bilgi verdiğimi belirtmiyorum, yanılmayın. Okurken dikkatli olun, ancak tüm bunlar kitabın başlangıcında verilmesine rağmen, vurgulanması gereken şaşırtıcı bir durum daha var.

Aslında, bir cinayet romanı olmasına rağmen, cinayeti işleyecek kişiler, ölecek olan kişi ve hatta kasaba halkının neredeyse tamamı cinayetin işleneceğini biliyor. Cinayet süreci önce ve sonra incelenmiştir, ancak cinayetin ele alınış şekli farklıdır. Ayrıca Márquez, toplumu sosyoekonomik ve sosyokültürel yapısı ile inceler. Kadınlar için görevler var, yerleri ve görevleri açık, erkekler de öyle.

Ancak, bizde olduğu gibi, bekaret onlar için büyük önem taşıyor, maalesef cinayet bile göz kırpmadan ve acımasızca işlenebilir. Prudencia Cotes’in annesinin ifadesi bu konuda hassasiyet göstermek için yeterlidir: “Hayal edebiliyorum, çocuklar, onur meselesi beklenmiyor.”

Kadınların ve erkeklerin yeri ve durumu, toplumun umduğu beklentiyle, kız ve erkek çocuklarının yetiştirilmesi ve beklentileri bize aşağı yukarı benzer. Annenin kızı için koruma içgüdüsünü veya bir erkeğin erkekliği olarak görebilirsiniz. Kızını bir koruma kalkanı gibi kanatlarını açar.

Romanda oldukça fazla karakter olmasına rağmen, ana karakter 22 yaşında Santiago Nasar. Babası İbrahim Nasar, iç savaşlardan sonra Araplarla Kolombiya’ya geldi (Güney Amerika ülkelerinde Ortadoğu kökenli Arap kökenli göçmenler Türk olarak kabul ediliyor). Santiago özgür, cesur ve yakışıklı bir genç. Tabiri caizse çapkın. Ancak Angela onun ismini veriyor kardeşlerine ve genç Santiago öldürülüyor.

Suçlu olup olmadığı belli değil zaten kitabın vermek istediği mesaj oldukça net şü resme bakınca mesajı alacaksınız bence siz ne düşünüyorsunuz?

 

 



Beğendin mi? Arkadaşlarınla paylaş!

47

Beğendin mi? Arkadaşlarınla paylaş!

Bayıldım Bayıldım
0
Bayıldım
Okunur Okunur
2
Okunur
Eh Eh
0
Eh
Kötü Kötü
0
Kötü
Yağmur

Normal Okuyucu

0 Yorum

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Ne Paylaşmak İstersin?
Anket
Bir Anket oluştur
Kitap
Kitap incelemesi yaz
Liste
Klasik bir liste oluştur
Açık Liste
Kendi öğenizi gönderin ve en iyi sunum için oy verin